Sahte Ermeni Sorunu ve Sözde Soykırım

Bu bildirinin amacı Ermeni Sorunu tartışmalarının sadece tarihçilere bırakılamayacağı gerçeğini saptamak ve soykırım kavramının gerçekte tamamen siyasal bir manevra ve şaşırtmaca (manipulation) olarak kullanılarak T.C. Devleti’nin önüne konulduğunu ve hiçbir tarihsel veriye ve gerçeğe uymadığını gösterebilmektir. Ermeni meselesi özünde tarihsel, kesin ve mutlak gerçeklerden değil, Türkiye’ye ödettirilmesi düşünülen tazminatlar ve ekonomik girdilerle Türkiye’ye bir tür şantaj yapabilmek için kurgulanmış bir plandır.

Bu palanı yapanların amacı Türkiye’yi işlemediği bir suçtan dolayı yargılamak ve yeni kurulmuş, ekonomik zorluklar içinde bocalayan Ermenistan devletine tazminatlar ödeterek, bu devletin ayakları üzerinde durmasını sağlayacak ekonomik fonları sağlatmaktır. Tıpkı Almanya’nın, İsrail’e ödemek zorunda bırakıldığı tazminatlar gibi. Tek fark şudur ki Naziler gerçekten de soykırım yapmışlardı, ama I. Dünya Savaşı sırasında yaşananları soykırım olarak tanımlayabilmek olası değildir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne kadar bir “Ermeni Sorunu��? olmamıştır ve fakat 1983 yılına kadar silahlı saldırılarla sürdürülmüş, anlarca diplomatımızın ve yurttaşlarımızın hayatlarına mal olmuş bir “Ermeni Terörü Sorunu olmuştur.

1894’den başlayarak Ermenilere soykırım yapıldığı propagandasına kaynak teşkil eden ilk beş kitap ve bu kitaplarda yer alan tutarsızlıklar ve abartmalar günümüzdeki Ermeni soykırımı yalanlarının temellerini oluşturmaktadır. Söz konusu kitaplardaki verilerin ışığında “genocide kavramına bakmak istiyorum.
A- Alman Misyoner Johannes Lepsius ve Kitapları
Özellikle 1896’dan başlayarak yaygınlaştırılan bir Ermeni sorunu masalı vardır. Bu sanal sorunu kurgulayanların başında Alman misyoner Johannes Lepsius gelmektedir. 1896 yılının başlarında Almancası, sonlarında da Fransızcası yayınlanan kitabında 1894-95 döneminde 88.243 Ermeni’nin 1293 Türk’ün öldürüldüğünü açıklamıştır. Ne var ki bu veriler hiçbir resmi kaynakta yoktur. Lepsius bunları aldığı duyumlara göre çıkardığını belirtmiştir. Öte yandan soykırım yasası önkoşul olarak “non-combatant (silahsız ve savaşa katılmamış kişi) olmak kaydını aramaktadır. Lepsius, silahlı Ermenilerin –en az- 1293 Türk’ü öldürdüklerini yazmıştır. Diğer bir anlatımla misyoner Lepsius’a göre silahsız Ermeniler olduğu gibi, silahsız Türkler ve onları öldüren “silahlı Ermeniler de vardır. Bu ise soykırım yasasına uyan bir hal değildir.
Dr. Johannes Lepsius’un esas büyük iddiaları 1919 yılında “Diplomatik Yazışmalar başlığı altında “Almanya ve Ermeniler 1914-1918 adıyla yayınlanmıştır.
Dr. Lepsius bu kitabında daha önce sadece duyumlara dayalı olarak aktardığı sayıları bu kez Alman Dışişleri Bakanlığı’nın gizli yazışmalarındaki bilgilerle güçlendirmeye çalışmıştır. Oysa kitapta yer alan yüzlerce gizli ve şifreli telgrafta bizzat Alman ajanları ve diplomatları sayısız kez “silahlı Ermeni çetelerini “non-combatant Türk, Çerkez ve Kürt köylerini basarak binlerce Müslüman’ı katlettiğini yazmışlardır. Ne var ki Lepsius bunları kendi tuttuğu çetelelere dâhil etmemiş, sadece Ermenileri saymış ve aklaşık 1,5 milyon Ermeni’nin Türk ordusu ve destekçisi Müslüman köylülerce öldürüldüklerini belirtmiştir.
B- Bir Ajan Bir Yalan

Lepsius’un 1919’da yayınlanan kitabında yer alan gizli telgraf yazışmalarından 27 tanesi Max Ervin Von Scheubner-Richter adlı Alman diplomata aittir. ABD’li tarihçi Alan Bullock’un yazdığına göre Max Ervin gerçekte diplomat değil, ajandır. Alman Gizli İstihbaratı kendisini Erzurum’a göndermiş ve burada Ermenileri, Kürtlere karşı ve her iki topluluğu da Osmanlı Türklerine karşı kışkırtmakla görevlendirmişti. Max Ervin savaştan sonra Almanya’ya dönmüş ve ünlü general Erich Ludendorf’un yaveri olmuştu. Tam bir anti-Semit ve Alman ırkçısı olan Max Ervin, 1923 yılında Adolf Hitler’in başarısız darbesi sırasında yanında yürürken Alman polisinin attığı mermilerle vurularak öldürülmüştür.
Daha sonra tüm Ermeni çevrelerce dile getirilen ve hatta Papa II. Jean Paul tarafından da 2001 yılında tekrarlanan şu cümle gerçekte Hitler’e değil, işte bu ajana, Max Ervin Scheubner-Richter’e aittir; “Türklerin Ermeni katliamını bugün anımsayan var mı? Bu söz günümüzde Ermeni örgütleri tarafından 20. yüzyılın ilk “soykırımını Türkler yaptılar, eğer onlar Ermenileri öldürmeselerdi Hitler de Yahudi soykırımını yapmayacaktı gibi akıl almaz bir suçlamanın gerekçesi sayılmıştır.
C- Bedevi Şeyhi Tanık

“Ermeni soykırımı propagandasına malzeme sağlayan bir diğer kitap ise Faiz El-Ghassein tarafından yazılmış olan “Bir Arap Müslüman’ın Tanıklığı��? adlı çalışmadır. Bir Bedevi şeyhinin oğlu olduğunu söyleyen El-Ghassein eğitimini Osmanlı devletinde yapmış ve kaymakam çıkarak Harput’ta üç yıl görevde kalmıştır. Daha sonra Lübnan’a gitmiş ve burada gizli bir Anti-Osmanlı konspirasyon örgütüne üye olduğu gerekçesiyle tutuklanmış ve Diyarbakır’a gönderilmiştir. Burada yargılanmış ve beraat ettikten sonra Şam’a yerleşerek avukatlık yapmaya başlamıştır. Kısa bir bilgi notu olarak aktaralım ki 1909-1914 yılları arasında Osmanlı topraklarında Anti-Osmanlı gizli propagandaları yürütmek amacıyla İngiliz Gizli Servisi tarafından kurdurulmuş üç tane örgüt vardı. Bu üç Arap örgütü 1909’da kurulmuş olan Kahtaniye, 1911’de Lübnan ve İstanbul’da hücreleri olan Al-Fatat ve yine Lübnan’da, Arabistan’da ve İstanbul’da gizli faaliyetlerini sürdüren Al-Ahd (1914) idi. İlginçtir ki bu üç gizli Arap örgütü, Arap tarihçi A.Hourani’nin yazdığı gibi Hilafet’in kaldırılmasını, Osmanlı’nın ulus devletler halinde ayrışmasını ve bağımsız Arap devletlerinin kurulmasını istiyorlardı ve daha da önemlisi bu Müslüman gizli örgütlere en büyük desteği Hristiyan Araplar ve Filistin’e yerleşmek isteyen Siyonistler veriyorlardı.
Kitabın yazarı Faiz El-Ghassein işte bu üç örgütün oluşturdukları ortak komitenin üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklanmıştı.
El-Ghassein’in kitabı Hicri 1335 (1917) yılında Bombay’da (Hindistan) yayınlanmıştır. El-Ghassein kitabını Hicri 4 Zilkadde 1334’de tamamladığını belirtmektedir (4 Eylül 1916). Bu kitabın Almanca baskısı ve çevirisi eklemelerle 100 sayfa olarak İsviçre’de günümüzde de yayıncılık yapan Orell Füsli yayınevi tarafından 1918’de “Türk Egemenliği ve Ermenilerin Feryadı adıyla yayınlanmıştır. Fransızca Bombay baskısı 44 sayfa olan kitabın Almanca baskısının önüne, ilginçtir ki etkisi ve önemi günümüzde de süren yarı-gizli bir Masonik örgütün “The Round Table (Yuvarlak Masa)nın ısmarlayarak hazırlattığı bir “Ermeni Raporu da eklenmiştir. Dünyanın en zengin adamı diye tanınan elmas kralı Cecil Rhodes ve Yahudi Banker Baron Rotschild tarafından yönlendirilen bu seçkinler örgütünün nihai amacı Filistin topraklarında bağımsız bir Yahudi devletinin kurulması ve Osmanlı’nın dağıtılmasıydı.

El-Ghassein’in yazdığı kitabın Fransızca ve Almanca baskılarındaki abartmalar, yalanlar ve tahrifler akıl alır gibi değildir, ama bu iki kitap Fransızca ve Almanca konuşulan ülkelerde propaganda amacıyla dağıtılmış ve günümüzde 1,5 milyon Ermeni’nin Türkler tarafından vahşice öldürüldükleri şeklindeki “şantaj malzemesinin oluşturulmasına ilk elden katkıda bulunmuştur.
Günümüzdeki Ermeni iddialarına göre 1915-1919 arasında (hatta bazılarına göre 1923’e kadar) 1,5 milyon Ermeni öldürülmüştür, ama kitabının yayınlanmasından sonraki ölüleri de 1916’da kitabına katarak yekünleyebildiği hayrete değer. Kitaptaki tahrif ve abartılara ilginç bir örnek vererek bu bölümü bitirelim.

Kitabın Fransızca baskısının 23. sayfasında El-Ghassein Erzurum’da tanıklık ettiğini söylediği bir olayı anlatmıştır. Bu kentte güçlü bir Kürt Ağası ile konuştuğunu yazan El-Ghassein, bu Ağa’nın kendisine tek başına tam 5.000 (yazıyla beş bin) Ermeni’yi öldürdüğünü söylemiştir. Kürt Ağa, El-Ghassein’in belirttiğine göre Ermenileri İstanbul’da, Erzurum’da, Sivas’ta ve Trabzon’da öldürmüştür. Kitabın Almanca baskısında ve çevirisinde, aynı Ağa yine aynı kentlerde bu kez yine tek başına tam 50.000 (yazıyla elli bin) Ermeni’yi öldürdüğünü söylemektedir, ya da Almanlar ona bu lafı söyletmektedirler (s.81). Bu yalanı Bedevi Şeyh mi söylemiş yoksa Almanlar mı onun metnini tahrif etmişler belli değildir, ama belli olan şudur ki Kürt Ağa 1915’de 50.000 Ermeni’yi öldürebilmek için her halde ya atom bombası yada napalm kullanmış olmalıdır.
D-Fridtjof Nansen’in “Aldatılan Halk

Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine kullanılan ve yaygınlaştırılarak avantajlar, baskılar ve tehditler oluşturmak amacıyla yayınlanmış kitaplardan biri de Fridtjof Nansen’in “Yok Edilen Halk adlı kitabıdır.
1928’de Leipzig’de Ermeni Taşnak üyesi gruplarla Alman misyonerler tarafından birlikte hazırlanmış olan bu kitap F.A. Brockhaus yayınevi tarafından çıkartılmıştır. Kitapta Lepsius ve El-Ghassein’in verdikleri bilgiler ve yalanlar da yer almış ve bunlara bazı tarihsel eklemeler de yapılmıştır. Buna göre mağdur Ermeniler tarih boyunca önce Bizans, sonra Acem, sonra Arap, sonra Kürt ve nihayet zalim Türklerin boyunduruğu altında kalmışlardır. Ama yazara göre bunların arasında en korkuncu Türkler olmuştur. Kiytapta Bizans’ın yaptığı Ermeni katliamlarından çok kısaca söz edilmiş, örneğin 1264-1265 döneminde İstanbul’da yapılan büyük Ermeni katliamından hiç söz edilmemiştir.

Nansen’in Kitabı yine o bildik “1,5 milyon Ermeni öldürüldü��? tezini tekrarlayarak Kürt ve Türklerin bu katliamlarda ortak sorumlu olduklarını belirterek bitmektedir. Kitapta Alman Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlanmış olan haritaların kullanılmış olması ise manidardır. Nansen’in kitabında da “non-combatant��? Türk, Kürt ve Çerkezlerin “silahlı��? Ermeni çetelerince öldürüldüğü belirtilmemiştir.
Nansen’in kitabı tek kişinin çalışması değildir; kitabı yayına hazırlayanlar Kurgenizn ve Erzingian adlı Ermeni Komitesi üyeleriyle Gürcü ve Alman temsilcileridir ve bu çalışmayı Cemiyet-i Akvam’a sunmak için hazırlamışlardır.
E-Siyonist Destekli Ermeni Soykırımı
22 Eylül 2005 tarihinde International Herald Tirbune gazetesinde açık bir mektup yayınlandı. Tam sayfalık bu ilanın muhatabı T.C. Devleti’nin Başbakanı R.Tayyip Erdoğan’dı. Mektup’ta “Sayın Başbakan sizi yanıltanlar var, gerçekte olay BM’nin 1948’de kabul ettiği Convention’a uygun tam bir genocide’dir -6. Madde-. Hitler tarafından gerçekleştirilen Holocaust’tan önceki ilk soykırımdır. Bunun kabullenilmesi gerekir��? denilmiştir. Bu açık mektubu yazanlar Israel Charny ve ekibidir. İlanı ve metni Yahudi Holocaust Araştırmaları Merkezi hazırlamış, bedelini Paris’teki Ermeni Komitesi ödemiştir. İlginçtir ki bu açık mektupta Ermeni iddialarını araştırdıklarını ve bunun tam bir “genocide��? olduğuna karar verdiklerini belirten Israel Charny, nedense öldürülen Ermeni sayısını sadece 1.000.000 ile sınırlı tutmuştur. Aynı şekilde Eylül 2005’de Ermeni iddialarıyla ilgili yıllardasüren araştırmalarını nihayet tamamladıklarını ileri süren bir başka üniversite ve onun “soykırım��? araştırmaları merkezi ise öldürülen Ermeni sayısını 2.000.000 olarak açıklamıştır .
ABD’deki Webster Üniversitesi tarafından yapılan bu açıklamaya göre 1915’de Osmanlı topraklarında yaşayan tüm Ermeni nüfusundan yüz bin daha fazla Ermeni öldürülmüş olmaktadır. Lepsius, El-Ghassein ve Nansen o dönemde Osmanlı topraklarında 1,9 milyon Ermeni yaşamakta olduğunu yazmışlardı. Webster’deki sözde bilim adamlarına bakılırsa Osmanlılar ve Türk Ordusu anlaşılan kendi topraklarındaki tüm Ermenileri öldürmekle kalmayıp, belki de Amerika’daki ve Fransa’daki Ermenilerden 100.000 kadarını da öldürmüş olmalıdırlar!
Buraya kadar çok kısaca özetlenen bu tip abartmalar, yalanlar ve tahrifler gerçek tarihçilerin değil, ne idüğü belirsiz, para ve çıkar peşinde koşan birtakım sözde “enstitü��?lerin tamamen siyasal amaçlarla ve muhtemelen bazı gizli servislerin emirleriyle gündeme taşıdıkları iddialardır. 1915-1923 arasında gerçekten kaç Ermeni’nin nasıl öldüğü, silahlı Ermenilerin kaç Türk’ü kaç Kürt’ü ve kaç Çerkez’i (özellikle Merzifon bölgesinde) öldürdükleri tam sayılarıyla bilinmemektedir. Binlerce tarihçi çalışsa da bu sayıları temin edemezler, çünkü bu konuda tutulmuş kesin ve sağlam tarihsel belgeler yoktur.
Bu nedenle, bir araştırma merkezi iki milyon, diğeri bir milyon diye tahmini sayılar vermektedir. Bunlar gerçek değil, düzmece yekünlerdir. Ama ilginç olan bu sözde enstitülerin silahlı Ermeni çeteleri tarafından öldürülmüş olan Müslümanları görmezlikten gelmeleridir. Tek yanlı, kasıtlı ve ısmarlama araştırmalardır bunlar, gerçek tarihçilere değil; çıkar, şöhret ve kazanç peşinde koşan bazı siyasetçilere malzeme temin etmektir, o kadar.
F-Genocide Kavramı
Polonyalı Yahudi Hukukçu Raphael Lemkin “genocide��? kavramının mucididir. Bu kavram onun tarafından oluşturulmuş ve ilk kez 1944’de yayınlanan “Axis Rule in Occupied Europe��? adlı kitabında yer almıştır. Lemkin bu yeni kavramı Nazilerin Yahudilere karşı uyguladıkları “yeni��? tip bir kavramı tanımlayabilmek için kullandığını belirtmiştir.
Şu ünlü “Açık Mektup��?ta Israel Cherny ve ekibi Lemkin’in 1915-17 yılları arasındaki Ermeni katliamına değindiğini belirtmişler ve Lemkin’in de gösterdiği gibi “Türkler soykırım yapmışlardır��? diye kesin görüş belirtmişlerdi. Oysa Lemkin kitabında Türklerden önce Romalılar’ın İ.Ö. 146 yılında Kartaca’yı yok etmelerini ve İ.S 72 yılında Roma İmparatoru Titus’un tüm Kudüs’ü yok edişini ve Cengiz Han’ın saldırılarını da “soykırım��? olarak saymıştı. Eğer günümüzde T.C. Devleti’ne uygulanmak istenen soykırım hukuku Lemkin’e dayandırılacaksa, o zaman günümüzün İtalyanlarını da Titus’dan ve diğer Romalı yöneticilerden dolayı yargılamak gerekir.
“Genocide��? kavramı 1948’de BM’de kabul edildi (United Nations Convention on the Prevention and Punishment of the Crime of Genocide). ABD ise 1948’de imzaladığı Convention’u 1983’e kadar onaylamadı. O yıl içinde bazı şerhler koyarak onayladı ve BM’ye gönderdi. Dikkat edilirse 1983 yılında ABD’nin bu Convention’u onaylamasından hemen sonra Ermeni-ASALA terörü bıçakla kesilmiş gibi durduruldu, yerine kaim olmak üzere PKK terörü başlatıldı.. Hangi bölgelerde; Ermeni iddialarına göre “Eski Büyük Ermenistan’a Ait Topraklarda��?!
Son söz: Ermeni soykırım iddiaları Türkiye’yi yeni kurulan Ermenistan devletine “haraç��? ödetmek amacıyla ortaya atılmış, hiçbir tarihsel gerçekliği olmayan, tamamen sanal ve yapay bir “şantaj��? olanıdır. Açık Mektubun yazarı Israel Charny boşuna “Siz de Almanya’nın yaptığını yapın, soykırımı kabullenin��? diye yazmamış. Böyle kasıtlı akıl hocalarının isteklerine uyup “soykırım��? yalanı kabul edilirse, ondan sonra yıllar sürecek tazminatlar ve sonrasında toprak talepleri gelir.
Hitler ve Naziler’in soykırım hukukunun ön şartı olan “Non-Combatant��? Yahudilere yönelik öldürme planları yaptıkları ve bu korkunç insanlık suçunu işledikleri kesindir, ama Osmanlı yöneticilerinin ve Türk Ordusu’nun I. Dünya Savaşı içinde önceden bir plan yaparak tüm Ermeni nüfusunu ortadan kaldırdığı, tarihin kaydettiği en büyük iftira ve yalandan başka bir anlam taşımamaktadır.
Kaldı ki Hitler ve Naziler, sadece II. Dünya Savaşı sırasında değil, 1933’den itibaren, yani savaşın fiilen başlamasından altı yıl önceden Yahudileri öldürmeye başlamışlardı. Hitler ve Naziler tarafından öldürülmüş olan Yahudilerin tarih tanıktır ki neredeyse tamamı “Non-Combatant��? statüsündeydi. Aynı hukuk “silahlı��? Ermeni çeteleri için geçerli değildir. Lemkin mağdur tarafın tamamen “Non-Combatant��? olmasını soykırım hukukunun koşulları arasında saymıştı. 1915 sonrasında Anadolu bozkırlarında öldürülen yüz binlerce Türk’ü, Kürt’ü ve Çerkez’i “uzaylılar��? değil; “silahları��? Ruslar, Fransızlar ve İngilizler tarafından sağlanmış olan, kışkırtılmış Ermeni çeteleri öldürmüşlerdi.
Sempozyumu, Ankara 2005
Aytunç Altındal