ERMENİLER TARAFINDAN TÜRKLERE UYGULANAN SOYKIRIMA AİT CETVEL

Eyl 24th, 2011

Yukarıdaki cetvelde yer alan bütün veriler T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nde orijinal belgeleriyle mevcuttur. İnternet ortamında bu belgelerin orijinallerine ve Türkçe’lerine BURADAN  ulaşabilirsiniz.

KAYNAK: ERMENİLER TARAFINDAN YAPILAN KATLİAM BELGELERİ  (1914-1921) I-II

                  ANKARA-2001

Proje Yöneticisi

Dr. Yusuf SARINAY

Devlet Arşivleri Genel Müdürü

Muhammet Safi
Başbakanlık Osmanlı Arşivi Uzmanı
muhammetsafi@gmail.com

Etiketler:

Balkanlardaki Osmanlı Vakıf Eserleri de İade Edilecek mi?

Eyl 8th, 2011

Azınlık vakıflarına ait taşınmazların iade edileceğinin açıklandığı bu günlerde akla gelen ilk konu Balkanlardaki Osmanlı vakıf eserleri oldu. Balkan ülkelerinin el koydukları Osmanlı vakıf eserlerini-taşınmazlarını iade etmesi ve Türkiye’nin bu konuda çaba sarf etmesi gerektiği gündemdeki yerini aldı.

Balkanlardaki Osmanlı vakıfları nasıl kuruldu, bu vakıflar neler inşa ettiler?
 
Beş asırdan fazla bir süre Osmanlı idaresinde kalan Balkan coğrafyasına iskan politikası çerçevesinde Anadolu’dan binlerce aile yerleştirilmiş bölgede Türk-İslam nüfusu yoğunlaştırılmış buna paralel olarak da yoğun bir imar faaliyeti gerçekleştirilmişti.

Osmanlılar  Balkanlarda bu süre zarfında 15 binden fazla eser inşa etmişti. İnşa edilen bu eserler yüzyıllarca bölgede yaşayan insanların hizmetine sunulmuştu. Cami-mescit, tekke-zaviye, mektep medrese, kütüphane, han, bedesten, çarşı, hamam, imaret, su kemeri, çeşme gibi farklı mimari yapılar devlet ve vakıflar eliyle bölgeyi daha yaşanabilir kılmıştı. 
 
Sayıları ne kadardı?
 
Hangi ülkede ne kadar eser yapıldığı ile ilgi sayısal veriler ne kadar büyük bir imar faaliyetinin gerçekleştirildiğini bize daha iyi anlatacaktır.


 
Arnavutluk’ta arşivlerde kaydı geçen toplam 1015 eser vardır. Bunlardan  664’ü dini (cami-mescit, tekke, türbe), 139’u eğitim (medrese, mektep, kütüphane), 76’sı sosyal (imaret, hamam, köprü, çeşme, saat kulesi, konak-saray), 123’ü ticari (han, kervansaray, bedesten) ve 13’ü askeri (kale, kule-ocak) yapıları olarak inşa edilmişti. 
 
Bosna-Hersek’te toplam 3560 vakıf eseri bulunmaktaydı. Bunlardan 1392’si dini, 960’ı eğitim, 373’ü sosyal, 636’sı ticari ve 199’u askeri yapılardı. 
 
Bulgaristan’da arşiv kayıtlarında bulunan 3339 vakıf eserinin dağılımı, 2557 dini, 419’u eğitim, 221’i sosyal, 136’sı ticari ve 6’sı askeriydi.
 
Hırvatistan’da arşivlerde kaydı geçen toplam 187 eser bulunmaktaydı. Bunlardan kullanım amacına göre, 111’i dini, 25’i eğitim, 20’si sosyal, 17’si ticarî ve 14’ü askerî yapılardı.
 
Kosova’da toplam 361 vakıf eseri bulunmaktaydı. Bunlardan 248’i dini, 41’i eğitim, 27’si sosyal, 422’si ticari ve 3’ü askeri yapıydı.
 
Macaristan’daki vakıf eserlerinin sayısı 724 idi. Bunlardan 352’si dini, 127’si eğitim, 179’u sosyal, 31’i ticari ve 35’i askeri idi.
 
Makedonya’da ise 1411 eserin vakıf eseri kaydı vardır. Bu eserlerden 884’ü dini, 208’i eğitim, 221’i sosyal, 75’i ticari ve 23’ü askeri amaçla inşa edilmişti.
 
Romanya ile ilgili arşiv belgelerinde ise toplam 291 vakıf eserinin ismi geçmektedir. Yapıların kullanım amaçlarına göre dağılımı, 179’u dini, 48’i eğitim, 32’si sosyal, 20’si ticari ve 12’si askeri yapıydı.
 
Sırbistan ve Karadağ’da ise, arşiv belgelerinde toplam 1098 vakıf eserinin ismi geçmektedir. Yapıların kullanım amacına göre dağılımı 580’i dini, 193’ü eğitim, 199’u sosyal, 103’ü ticari ve 23’ü askeri olarak inşa edilmişti. 
 
Yunanistan’da 3771 Osmanlı eseri bulunmaktaydı. Bunların dağılımı ise  2673’ü dini, 504’ü eğitim, 391’i sosyal, 181’i ticari 22’si askeri yapılardı.

                  
 
Görüldüğü üzere Osmanlı idaresi altında geçen beş asır süresince 15 binden fazla eser inşa edilmiş ve bu eserlerin önemli bir kısmı vakıflar eliyle gerçekleştirilmişti. Ancak 1800’lü yıllardan itibaren Osmanlı Devletinin bölgeyi terk etmek zorunda kalması bu coğrafyada kalan Osmanlı eserlerinin hızla tahrip edilmesine neden oldu.

Milliyetçilik anlayışının etkisiyle bölgede bulunan Osmanlı eserleri yok edilmeye başlandı. Yeni şehir planlarının uygulamaya konulduğu bu dönemde Osmanlıya ait eserlerin yeri yoktu. Bu çerçevede örneğin Bulgaristan’da şehirlerin modern bir görünüme kavuşturulması adına Osmanlı dönemini hatırlatan, cami, minare, hamam, medrese, tekke, mezarlık, türbe vb. eserlerle bunların yaşamasını temin eden vakıf dükkânlar belediye imar planlarına dâhil edilerek istimlak edildi

Yolların genişletilmesi, belediye binası, hastane, tiyatro, müze, kilise, otel, okul, kışla, park, bahçe vs. yapımı gibi amaçlarla yıkıldı. Ancak asıl amaç ise şehirlere Hıristiyan Bulgar karakterini yansıtmaktı. Bu  politika Bulgaristan’da ve diğer pek çok Balkan ülkesinde başarılı da oldu. Geçmişin izlerinin silinmesi adına yaşanan yıkım faaliyeti sonucunda  şehirler tarihlerini ve ruhlarını kaybederek Osmanlı kimliğinden uzaklaştırıldı.
  
Türkiye’deki Durum
 
Balkanlarda yaşanan bu tarih silme faaliyetinin benzeri Türkiye’de hiçbir zaman yaşanmadı.

Gayrimüslimlere ve vakıflarına ait kiliseler, hastaneler, yetimhaneler, okullar varlıklarını günümüze kadar devam ettirdiler. Hiçbirisi Balkanlarda yaşandığı gibi bombalarla havaya uçurularak imha edilmedi. Buna karşın Türkiye’deki gayrimüslimlerin vakıfları da yakın dönemlerde bazı sıkıntılar yaşadılar.

1970’lerdeki siyasi gelişmelerin de etkisiyle azınlık vakıflarının sonradan elde ettikleri ( 1935’ten sonra ) taşınmazlarına el konulmuştu. Bu konu geç de geçtiğimiz günlerde çözüldü. Gayrimüslim vakıflarının el konulan taşınmazları iade edilmeye başlandı.  
 
Bundan Sonrası
 
Türkiye’nin geçmiş dönemde yaptığı bu yanlıştan dönmesi Balkanlardaki Osmanlı vakıflarına ait taşınmazların iade sürecine giden yolda önemli bir gelişme olabilir.

Balkan ülkelerinin arşivlerinden ve Osmanlı arşivinden, bölgedeki vakıf eserlerinin, taşınmazlarının tamamına yakını tespit edilmiştir. Balkanlarda yaşayan Türk azınlığın Osmanlı vakıf eserlerinin iade edilmesi yolundaki çabaları mahkemelerde açılan davalar ile devam etmektedir.

Ancak bazı Balkan ülkeleri mahkemeler üzerinden süreci uzatmaya çalışmakta, konunun sürüncemede kalmasını sağlamakta ve böylece uluslar arası mahkemelere giden yolu tıkamaktadır. Buna karşın Türkiye, başlattığı iade sürecinin ardından bu mahkeme süreçlerini çözümsüzlük amacıyla kullanan devletlere karşı uluslar arası arenada aktif bir politika izleyebilir.

Kaynaklar:
 
Doç. Dr. Mehmet Z. İbrahimgil, Balkanlarda Türk Kültürü ve Mirası
 
Dr. Aşkın Koyuncu, Bulgaristan’da Osmanlı Maddi Kültür Mirasının Tasfiyesi

Etiketler:

KEMAL BURKAY KİMDİR ?

Ağu 11th, 2011

YIL 1993 FOTOĞRAFTAKİLER: CELAL TALABANİ – TERÖRİST BAŞI APO – KEMAL BURKAY - BDP Lİ AHMET TÜRK

Talabani’nin, “Bölgemizdeki PKK’lı teröristlere destek vermiyoruz” sözleri doğru mu? Peki, DTP’nin terörist başının talimatı ile kurulmadığı açıklamaları ne kadar inandırıcı? İşte size bir fotoğraf… DTP-PKK Talabani Kemal Burkay el ele………

Kemal Burkay’ın “PKK ile bağlantım yok” açıklamasına da mı inanancaksınız…….
Kimdir bu Kemal Burkay?

Apo’nun yoldaşı, bölücülerin ideologu ve şairi Kemal… Özetle bir Atatürk düşmanıdır…
Kürdistan Sosyalist Partisi kurucu başkanıdır. 1980 darbesinden sonra yurt dışına kaçtı ve o tarihten bu yana İsveç’te yaşadı… Oradan Türkiye aleyhinde, PKK yanlısı faaliyetlerine sözle, yazıyla her platformda devam etti.
Burkay aynı zamanda sıkı bir Ermenicidir. Orhan Pamuk’un o malum açıklamasını olumlu ama yetersiz bulmuştur. Burkay’a göre Ermeni soykırımı vardır ve Türkiye özür dilemelidir. Özür kampanyasının öncülerindendir. Ermenilerin haklarını savunan Burkay’ın Ermenilerin katlettiği yüz binlerce Türk ve Kürt kökenli Müslüman ahaliden hiç bahsetmemesi oldukça dikkat çekicidir. Büyük emperyalist yalanı Ermeni soykırımına destek çıkması bakımından solculuğu, Ermenilerin katlettiği binlerce Kürt’ü anmaması bakımından da Kürtçülüğü sahtedir. Kapitalist devletlerin dayatması olan bu soykırım yalanının savunuculuğu sadece ve sadece sömürgeci hedeflere hizmet etmektedir.

Etiketler:

NORVEÇ SALDIRISININ TARİHİ BAĞLANTILARI :TAPINAK ŞÖVALYELERİ VE MOSSAD

Tem 26th, 2011

Saldırının arkasında Norveç’in, Filistin’i tanıyacak ilk Avrupa ülkesi olacağını açıklaması ve daha önce İsrailli şirketler aleyhine aldığı bazı kararlar olabileceği dile getiriliyor.

 

Norveç’te aşırı sağcı Anders Breivik tarafından gerçekleştirilen saldırılarda İsrail veya MOSSAD bağlantısı olabileceği iddia edildi. Bugüne kadar saldırganın tek başına hareket ettiği düşünülse de bazı araştırmacı gazeteciler, saldırının MOSSAD işi olabileceği iddialarını gündeme getiriyor.

Saldırının arkasında Norveç’in, Filistin’i tanıyacak ilk Avrupa ülkesi olacağını açıklaması ve daha önce İsrailli şirketler aleyhine aldığı bazı kararlar olabileceği dile getiriliyor.

 

Kendisini avcılıkla, vücut geliştirme ve masonlukla ilgilenen muhafazakar bir Hristiyan olarak anlatan Breivik’in ayrıca İsrail yanlısı ve Filistin ya da İslam karşıtı sert görüşlerinin olduğu ortaya çıkmıştı. Saldırıyla MOSSAD bağlantısı olabileceği iddiasını ilk olarak Washington merkezli bir araştırmacı gazeteci olan Wayne Madsen gündeme getirdi. Madsen, saldırıyla MOSSAD arasında “bolca bağlantı” olduğunu yazdı. Ardından Steve Lendman adlı bir başka blog yazarı, konuyu bugün gündeme taşıdı.

İslam karşıtı düşünceleriyle bilinen Amerikalı yazar Pamela Geller ve Amerikalı akademisyen Richard Pipes ile Norveçli saldırgan arasında bağlantı kuran Madsen, “İsrail gizli servisinin şifre ve propaganda unsurlarının Breivik ve MOSSAD arasında açık bir bağlantı sağladığını” savunuyor. Madsen’e göre “Norveç’e sahte saldırılara düzenlenerek Filistin karşısında İsrail’e destek kazanılması” hedefleniyor. Madsen benzer bir saldırının da Kıbrıs’ta gerçekleştirildiğini öne sürüyor.

Norveç’in Filistin’e verdiği desteği hatırlatan Madsen, Norveç Dışişleri Bakanı Jonas Gahr Store’un 19 Temmuz’da yaptığı Filistin’e destek açıklamalarına atıfta bulunuyor. Store, Norveç’in, Filistin’i tanıyan ilk Avrupa ülkesi olacağını açıklamıştı. Norveç yönetiminin de Filistin’e yönelik ciddi yardımları bulunuyor.

Norveç’in İsrail’i kızdıran bir diğer eyleminin ise geçtiğimiz yıl Ağustos ayında Norveç’in hükümet yönetimindeki 450 milyar Euroluk petrol zengini yardım fonunun, İsrali’de yerleşim inşaatı yapan iki İsrail şirketini fondan çıkarması olduğu belirtiliyor.

Fondan çıkarılan iki şirket olan Africa Israel Investments ve Danya Cebus şirketlerinin ikisi de İsrailli işadamı Lev Leviev’e ait. Leviev, dünyadaki en zengin Yahudilerden biri olarak biliniyor. Fondan çıkarılma sebebi de Danya Cebus şirketinin Doğu Kudüs’ün Har Homa bölgesinde yerleşim yeri inşa etmesi olarak açıklanmıştı.

2009 yılında da bir başka İsrail şirketi olan Elbit Systems, güvenlik duvarının inşasına katıldığı için benzer bir Norveç fonundan çıkarılmıştı.

Mart 2011′de ise Norveç Eğitim Bakanı Kristin Halvorsen’in lideri olduğu Sosyalist Sol Partisi (SV), İsrail’in Hamas’a saldırması halinde İsrail’e karşı askeri bir harekatı destekleyen ancak yeterli çoğunluğu almayan bir yasa önerisine destek vermişti.

Madsen’e göre Breivik’in saldırıdan çok kısa süre önce açtığı Twitter hesabında yazdığı tek mesaj olan “İnancı olan bir kişi, çıkarları olan 100 bin kişiye denktir” sözü de saldırganın kendi düşüncelerini değil saldırıyı planlayan ve Breivik’i kullanan kişilere ait.

Madsen, Norveç’in Filistin’e verdiği destek ve İsrail karşıtı eylemleri düşünüldüğünde saldırının arkasındakilerin gözüktüğünü iddia ediyor.

Saldırının arkasında MOSSAD’ın parmak izleri olduğunu iddia eden Madsen, CIA ya da MI6 ile işbirliği yapılmış olabileceğini de belirtiyor. Madsen, büyük çaplı araç bombalarının bu gizli servislerin uzmanlık alanı olduğunu belirtiyor.

Madsen’in dikkat çektiği bir diğer unsur ise saldırının gerçekleştirilme şekli. Madsen, görgü tanıklarının ifadelerinde hep bir ikinci kişi vurgusu yapıldığının altını çiziyor. Görgü tanıkları, adanın iki tarafında silahlı saldırı olduğunu, birinin bir el silahı diğerinin ise dürbünlü silah ile olduğunu söylemişlerdi. Norveç polisinin de tek kişinin 90′dan fazla kişiyi öldürmüş olmasını ihtimal dışı tuttuğu dile getiriliyor.

İngiliz basınından şok iddia

İngiliz gazeteleri, Norveç’te 100′e yakın kişiyi katleden saldırganın, İngiltere’de suç ortakları olduğunu ve grubun Tapınak Şövalyeleri ile bağlantılı olduğunu yazdı.

Norveç’in başkenti Oslo’da ve Utöya Adası’nda 100′e yakın kişinin ölümüne neden olan 32 yaşındaki Anders Behring Breivik’in İngiltere’de suç ortakları olduğu öne sürüldü.

İngiliz güvenlik güçleri Norveçli saldırganın olası suç ortaklarının peşine düştü.

İngiltere’de yayımlanan Daily Telegraph gazetesine göre Brievik, Londra’da yazdığı düşünülen manifestosunda akıl hocası olarak Richard adlı bir kişiden bahsediyor.

Kendisini Ortaçağ’daki Tapınak Şövalyelerinin takipçisi olarak tanıtan Brievik, 2002 yılının Nisan ayında Londra’da aşırılık yanlısı iki İngiliz vatandaşının ev sahipliğinde sekiz kişinin katıldığı bir zirvede bu görevi üstlendiğini iddia ediyor.

Ayrıca İngiltere’de aşırı sağ İngiliz Savunma Birliği EDF ile temas halinde olduğunu da belirtiyor.

Londra Emniyet Müdürlüğü de saldırganın son yıllarda Londra’yı ziyaret edip etmediğini ve benzer saldırılar planlamaya hazırlanıyor olabilecek daha büyük bir ağın parçası olup olmadığını araştırıyor. Zira Brievik, “İslam’a hoşgörüyle yaklaşan hükümetleri devirmek üzere kendisini örnek alabilecek ve tek başına hareket edebilecek 80 kadar kişi” olduğundan bahsediyor.

Times gazetesi de, Norveçli zanlı Brievik’in “2002′de Londra’da oluşturulan ve Avrupa çapında hücreleri olduğu anlaşılan modern haçlı şövalyeleri ağının parçası” olduğu iddiasına yer verdi.

Times, “Tarihin en korkunç toplu katliamlarından birinin sorumlusu” diye nitelediği Brievik’in, çevresine uyumsuz, etrafa grafitiler yapan ve en yakın arkadaşı Pakistanlı olan bir kişi olmaktan çıkıp İslam karşıtı bir katile dönüştüğünü yazıyor.

“Pakistanlı çetelerle takılan, ancak daha sonra defalarca dayak yiyince okula odaklandığı iddia edilen Brievik’in manifestosu, İngiltere’yle sıkı bağları olduğunu ortaya koyuyor.

“Saldırgan manifestoda adını İngilizleştirip Andrew Berwick olarak kullanırken ‘Londra, 2011′ notunu düşmüş. Manifestoda geçen 2083 ise Breivik’in gözünde ‘Batı Avrupa’daki Marksist – çok kültürcü seçkinlere karşı nihai darbe’ tarihine işaret ediyor.”

KAYNAK:SON SAYFA

Etiketler:

DEVAM EDİN , DEVAM EDİN…..

Tem 15th, 2011

                                 13 ocağa ateş düştü

Siz daha devam edin!..

Biri, açılım safsatasını pazarlamayı sürdürüp,

Diğeri “kürt demem, Türk de demem” derken,

Öbürü de “şehitler ölmez, vatan bölünmez”le kendisini avuturken,

Siz daha devam edin!..

Pkk.nın 30 yıldır ne yapmak istediğini anlamamakta inat eden,

Program yapan, güya işi bilenleri konuşturduğunu sanan saflar,

Siz daha devam edin!..

Bir devletin hükümranlığının ne olduğunu idraktan aciz,

Bir toplumun “Onuru”nun, yaşamın temel duygusu olduğunu kavrayamayan sıradanlar,

Siz daha devam edin!..

Pkk.nın sürdürdüğü mücadelede temel dayanağın silahlı gücü olduğunu, bu güç olmaksızın yıllardır bu devlete ve millete hiçbir şey dayatamayacağını kavrayamayanlar,

Siz daha devam edin!..

İmralı, kandil, Bdp, Demokratik Toplum kongresinin bir bütünün parçalarından başka bir şey olmadığını anlamama özürünüze devam edin!..
                               13 ocağa ateş düştü
Vatanları uğruna 20 yaşındaki genç çocuklar hayattan atılırken, musalla taşları önünde pörsümüş vicdanlarınızla sıra kapmaya çalışan ve onlardan üç kez daha fazla hayatta yaşamış olan bazılarının da “Biz de ülkemiz için şehit olmaya hazırız” riyakarlık ve yavanlıklarını görmeye ve dinlemeye devam edin!..

Devam edin, devam edin!..

Gidilen yolun K. Irak’da var edilen kukla kürdistanın, koşullar oluşunca Güneydoğu Anadolu’yu da ahtapot gibi içine alacağını algılamamaya devam edin!..

“Kürdistan, büyük Kürdistan, birleşik Kürdistan” planının Amerika ve Avrupa’nın bir siyasi davası olduğunu bilmezlikten gelmeye de devam edin!..

Ülkenin bölünmeye ve kaosa gittiğini öngörememeye, sezip, tedbir alamamaya devam edin!..

Devletin güç ve kudret olduğunu, şayet içerde ve dışarıda yaşayanların onun bu yeteneğinden şüphe duymaya başladığı andan itibaren, toplumsal düzenin kaosa sürükleneceğini kavramamaya devam edin!..

Son bir ay içersinde aşama aşama gelen olayların sonunda buraya dayanacağını tespit ederek, yapılması gereken bir seri tedbir, hareket ve müdahale varken, kılınızı kıpırdatmamaya devam edin!..

30 yıldır “Milli Güvenlik Kurulu” ve “devlet zirvesi” gibi toplantılar yaparak: “terörle mücadelemiz kararlılıkla sürdürülecektir” diye siyasetçi, asker ve sivil bürokratlar olarak, önce kendinizi sonra da milleti uyutmaya devam edin!..
                                 13 ocağa ateş düştü

Bu ülkede yaşayan ve hangi işi yaparsa yapsın herkes, (geç kalındığı kesin) ancak bu son hadiselerden sonra, zekasını, aklını, sezgisini, tüm ideolojilerden uzak, adam gibi kullanamazsa tırmanabilecek olay ve sonuçlardan bir yurttaş olarak doğrudan sorumludur.

Dünya yansa duvardaki eski kiliminden başkasını düşünmeyenler, ağaçların nereye doğru yükseldiğini, yıldızların da tek tek düştüğünü kavrayamadan boş düşler görmeye devam edin!..

Ötelerin ötesinde ne mi var? Onu olaylar ve koşullar tayin eder ve yalnız Tanrı bilir…

Aklı ve vicdanı olanlar iskele babasına geldiğimizi gördüler; siz daha devam edin!..

OSMAN PAMUKOĞLU 15/07/2011

Etiketler: