Atatürk’ten İki Anı

Güncelleme: May 17th, 2011

 

                                                                             

        

Rahmetli Gazi’’yi bize nasil tanittilar, nasil… Bugün, artik son nefesini “Saat kaç? diye degil (ölüm âninda yaninda bulunanlarin sahadetiyle), “Ve Aleykümselam! diye verdigini kesin olarak ögrendigimiz Rahmetli Gazi’’ye ait iki hatirayi daha Yusuf Koç ve Ali Koç kardeslerin son çalismalari “Basbug Atatürk adli eserlerinden sizlerle paylasacagiz.

Bakalim iftiraci vicdanlar tövbe edecekler  mi?                                                                                

 

“Memleketin her tarafinda çetin bir mücadele ve mukavemet baslamisti. Ankara bir kurtulus burcu ve Mustafa Kemal’’in adi bir bayrak olmustu. Antep, mücadele günlerinin aci bir devresiydi. Memlekette istiklâl suurlasmis, topyekûn bir vuzuh kazanmisti.

O zaman ilkokulun ihtiyari sinifindaydim. Bir sabah okula geldigim zaman çocuklarin bahçede toplanmis oldugunu gördüm. Din dersleri muallimi Hafiz Halil Efendi’’nin konusacagini söylediler. Halk da okulun bahçesinde toplanmisti. Az sonra Hafiz Halil Efendi kürsüye çikti. Titrek fakat heyecanli bir sesle:

‘’- Din kardeslerim, sizi Seyh Sunusî Hazretlerinin bir tebsiri için buraya topladim’’ dedi ve su vakayi anlatti:

‘’- Seyh Sunusî Hazretleri bir gece Peygamberimizi rüyasinda görmüs ve kosup elini öpmek istemis. Peygamber kendisine sol elini uzatmis, buna sasiran ve mahzun olan Seyh, Peygambere hitaben:

- Ya Resulâllah niçin sag elinizi vermediniz? Diye sual edince su cevabi almis:

“Sag elimi Ankara’’da Mustafa Kemal’’e uzattim.

Bu rüyayi anlatan Hafiz Halil Efendi’’nin elleri, çenesi ve dili titriyordu. Gözleri dolu doluydu; hitabesi kalabaligi etkilemisti. Birden gür ve imânli bir sesle:

-Ey ahali, Mustafa Kemal muzaffer olacak, Peygamber Efendimizin sag eli onun elindedir. Buna iman edin!.. diye haykirdi ve kürsüden indi.

Sonradan ögrendigime göre, Merhum Hafiz Halil Efendi bu rüyayi camide va’’zetmis ve onu imanli tefsirlerle tamamlamistir.

Avni Altiner, Her Yönüyle Atatürk, s. 153-155)

***                                                 

Istiklal Harbi günlerinde, Sakarya Meydan Muharebe’’lerinin en kritik dönemlerinde, top seslerinin Ankara’’dan duyulmaya baslandigi ve Büyük Millet Meclisi’’nin Kayseri’’ye nakledilmesinin bile düsünüldügü günlerde Atatürk, günlük çalismalarinin büyük bir kismini yürüttügü ve bugün müze olarak degerlendirilen Ankara Tren Istasyonundaki evde, bir sabah erken kalktigi bir sirada Çavus Ali Metin’’e:

Acele olarak Fevzi Pasa’’yi telefonla ara, bul ve hemen buraya gelmesini söyle. Diyor.

                   

Ali Metin, Fevzi Pasa’’yi telefonla arayip buldugunda, Fevzi Pasa da Atatürk’’ün yanina gelmek üzere, hemen evden çikmakta oldugunu söylüyor. Fevzi Pasa Atatürk’’ün yanina girince, Atatürk ona bir kâgit kalem uzatip:

Bugün gördügün rüyayi yaz ve bana ver, diyor.

Kendisi de bir kâgit kalem alip ayni sekilde o gün gördügü rüyayi, Fevzi Pasa’’ya vermek üzere yazmaya basliyor. Yazma isi bittikten sonra, her iki Pasa da karsilikli olarak yazdiklarini alip okuyorlar ve okuma isi bittikten sonra birbirlerine bakip sevinçle gülümsüyorlar.

Her ikisinin de yazdiklarini kendi kâgitlarindan okuyan Ali Metin, her iki kâgitta da su rüyanin yazilmis oldugunu görüyor:

Hz.Peygamber (s.a.v) Efendimiz, Haci Bayrâm-i Velî’’ye diyor ki:

“-Mustafa’’ya söyle, korkmasin, sonunda zafer onlarin olacak.‿

Bilindigi gibi, ayni gecede rüyalarinda Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizi, Haci Bayrâm-i Velîye bu sözleri söylerken gören o iki muzaffer kumandanin o günkü isimleri, ‘’Mustafa Kemal’’ ve ‘’Mustafa Fevzi’’dir.
(Ahmet Gürtas, Atatürk ve Din Egitimi, s.160-161)

Henüz yorum yok.
Yorum yapmak için lütfen giriş yapınız.